Ben de vaktiyle çok yaptım, kendimce iyilik zannettiğim şeyleri.
Ben de diyorum çünkü bu yazıyı yazmama sebep bir arkadaşın konuşmasıydı.
Ama istediği gibi gitmemiş işler.
Ona verdiği şeyi başkalarına verdiği için sitem ediyordu.
Bunu bizim yanımızda söylediğine göre bayağı içerlemiş demek ki.
Olay bana değil de başka birine anlatıldığından ben söze girmedim.
Ama karşınızdaki kişinin ihtiyacı olmayan şeyleri yapmak iyilik değil bana göre.
Hatta ona sıkıntı bile verirsiniz.
Kendi kafandan bir iyilik üretmişsin ve yapıyorsun. Ama karşındaki insanın buna ne ihtiyacı var ne de senden böyle bir şey bekliyor.
Mesela yemeyeceği yemeği zorla ikram etmeye çalışıyorsun.
Bir kişi gelip yardım istemedikçe ona yardım etmemeli bence.
YanıtlaSilBen de öyle düşünüyorum artık. Gerek kendi tecrübelerimden gerekse çevreden gördüğüm kadarıyla.
SilKesinlikle yardımsever olacağım diye olmadık gereksiz şeyler yapan var. Sonra da yaranamadım, derler hatta. Bu devirde özellikle yardım ederken iyice düşünmeli.
YanıtlaSilEn iyisi orta yolu tutmak.
Sil:)
Uzun bir hikaye anlatacağım. Bildiğim tek hikayedir.
YanıtlaSilBir adamın çok sevdiği bir atı varmış. Bir gün atı hastalanmış. Adam, çok sevdiği atını alıp veterinere götürmüş.Veterinerde de türlü türlü hayvanlar varmış; aslan, kaplan, kedi, köpek, koyun, keçi…
Veteriner atı uzun uzun muayene ettikten sonra sahibine dönüp:
“Senin atın çok hasta. Ayakları artık tutmuyor. Ayağa kalkması çok zor,” demiş.
Adam bu sözleri duyunca kahrolmuş. Çok sevdiği atının başında ağlamış, üzülmüş.
Sonra veterinere dönüp:
“Ne olur bir kez daha bak. Eğer ayağa kalkamazsa onu daha fazla acı çektirmeyelim. Gerekirse vuralım,” demiş.
Bütün bu konuşmaları yakındaki bir koyun duymuş.
Koyun hemen atın yanına koşmuş:
“At kardeş,” demiş, “senin hakkında bir şeyler duyduk. Eğer ayağa kalkamazsan seni piu piu yapacaklar, vuracaklar.”
At bunu duyunca bütün gücüyle kendini zorlamış. Can havliyle doğrulmaya çalışmış ve sonunda ayağa kalkmayı başarmış. Adam, atının ayağa kalktığını görünce gözyaşlarına boğulmuş.
“Çok şükür!” demiş. “Atım kurtuldu!”
Sonra sevinçle veterinere dönüp:
“Bu mutluluğun şerefine bir kurban keselim. Şu koyunu da bana sat,” demiş.
Koyun satılmış. Ve o koyun kurban edilmiş. Afiyetle yenmiş.
At şok tabi.
Yani demem o ki, ahir zamanda iyilik ağırlıktır. Yapana da değil en çok da yapılan kişiye.
Gerektiğinde yapılan bir iyilik kadar makbûl bir şey yoktur sanırım.
SilHikayeyi okurken sonunu hiç böyle beklemiyordum. Koyun da beklememiş muhakkak. Ama at için gerektiğinde yapılan bir iyilik olmuş.