Komşuluk deyince hep karşıdan bir şey taleb etmek geliyor akla. Kek yapacağım yumurtan var mı, maya ekşimiş yoğurt yapacağım maya ver. Merdiven var mı, hortum var mı? Hortum nereden çıktı diyebilirsiniz hâliyle. Bir dönem bahçeli bir evde oturmuştuk. Yandaki komşularda tadilat vardı. Hiç sormadan bizim bahçeye girip hortumu alıp kullanmışlardı.
Acaba komşunun bir derdi var mı diye sormuyoruz. Kapının önüne bir şey bırakmayayım, gelip geçerken engel olmasın. Gürültü yapmayayım, rahatsız olmasın gibi düşünceleri unuttuk.
Yine o bahçeli evde, bahçe yola bakıyordu. Gelen geçen de asmayı yoluyordu hatta. Bir gün camdan bakıyordum. Bir kadın yanındakine " buranın asmaları çok güzel oluyor" derken duydum. Sanki marketten, pazardan bir ürün alıyor da, tavsiye ediyor. Merd-i kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş.
Bir komşunun okumasına gitmiştim. Tanımadığım bir kadınla konuşurken bizim evin yerini öğrenince "Ben oradan asma koparmıştım, hakkını helal et" demez mi. Ben de "Ev beyimin. Bilmem helal eder mi" deyince kadın donup kalmış bir şey de diyememişti. "Aa canım ne olacak. Hırsızlığına devam edebilirsin" dememi bekliyordu büyük ihtimal.
kapıya hep çöp poşeti koyan komşular da sinir :)
YanıtlaSilBen çocuk koltuğu koyan bile gördüm. Hem de tam merdivenin başında duruyordu. Sonra bir komşu da alıp kapılarının tam önüne koymuştu. Anladılar mı bilmem. :)
Silıssız bir yerde müstakil ev favorim her türlüsünü denemiş biri olarak maalesef diyorum.asma yaprağı toplayan ablaya yılın yüzsüzü ödülü verilir:)
SilBiz de hepsini denedik. Malesef müstakil ev almaya da imkanımız olmadı hiç. Gayet basit bir ev aramamıza rağmen bulamıyoruz.
SilYüzsüzlük işte. Başka ne denir ki?
YanıtlaSil